Görev Beni Çağırıyor... Seni de...

3 Ocak 2023 Salı

Örgütlü İyilik

 

İçimde her zaman karşılık beklemeden iyilik yapma isteği vardı. 2009 yılında gönüllü olarak çalıştığım kurumun arama-kurtarma ekiplerinde görev almak için başvurmuştum. Bu ekiplerde görev almak için bir çok eğitim almak gerekiyordu. Afet koşullarında en kötü senaryo da  insanlara yardım etmen bunu da yaparken de hayatını devam ettirebilmen için bedenen, zihnen ve psikolojik olarak hazır olacağın ağır şartlarda eğitim alırdık. Dağ başında karın üzerinde çadırda kalırdık mesela. Veya deprem senaryosu için yıkık binaların içinde kazazedeye ulaşıp ona medikal destek sağlama eğitimleri alırdık. Veya uçurumdan aşağı düşmüş bir araçtan kazazedeyi kurtarma senaryosunda kayalıklardan aşağı iple iner orada tıbbi müdahale eğitimi alırdık. Akarsuyun içine dalıp kazazede kurtarma senaryosu veya. Bildiğin komando eğitimleri… İnanılmaz tehlikeli eğitimlerdi. Çok korkuyordum ama korkak yanım beni aynı zamanda tetikliyordu. Korkunun esiri olmayı kendime yediremiyordum. Grup oyunlarıyla ekip ruhunun oluşması sağlanır, yeri geldiğinde canını emanet edeceğin insana güvenmen için ortam oluşturulurdu. Eğitimlerde psikolojiyi zorlayacak ortamlar özellikle oluşturulurdu. Örneğin sırtında 20 kg’lık bir yük varken arazide koşmaya çalışıyorsundur, aynı zamanda bir kişi başında sürekli “hastamı kurtarın!!!” diye öfkeli bağırarak hem bedensel hem psikolojik zor ortamlara alışman sağlanırdı. Büyük olay yerlerinde öfkeli ve panik olmuş insanlarla iletişim kurabilmen için bunun önceden eğitimini alman gerekiyordu. Bu eğitimlerde bu psikolojik baskılara dayanamayacak kişiler eğitimin ilk gününde kendini belli ediyordu. “Sen bana nasıl bağırabilirsin?” diye bağırarak eğitimciye cevap veren kişiler sonra ki eğitimlere de katılmazdı zaten. Eğitimlerin başında herkes mesafeli ve soğuk dururken eğitim sonunda herkesle sarmaş dolaş olmuş bir şekilde eğitim sonlanırdı. Ekip olmayı öğrenmiş olurduk.

Afet koşullarında malzeme çok önemlidir. Malzeme olmazsa hayatta kalamazsın. Malzeme senin namusundur. Onu korumaya mecbursundur. Bunu öğrenmen için eğitimlerde özellikle malzemeleri çalarlar, çalınan malzemenin önemini anlayarak eğitimi tamamlardın. Bu tecrübeyi ise hayat boyu aklında taşır, gerçek vakada alnında yıldız olarak duran o bilgiyi alnından indirip kullanırdın. Sürekli tetikte gezersin gerçek vakalarda…  

Ekipler 5 kişilik timlerden oluşuyordu. Lider, güvenlik, iletişim, malzeme, müdahale… Her işten bir kişi sorumluydu. Vaka sırasında lidere itiraz edemezsin. O ne derse yapman gerekir. Hayati bir durum olmadıktan sonra onun lafının üstüne laf söyleyemezsin. Olay bitip merkeze döndüğünde lideri yerden yere vurabilirdin. Güvenlikten sorumlu kişi olay alanının biraz uzağında durarak bütün olay yerini uzaktan gözlemler. Sen olay yerinin kargaşası içinde  işle meşgulken etrafta olup bitenle çokta farkında olamazsın. Güvenlik sorumlusu tehlikeli durumlarını tespit ederek lideri bu konuda bilgilendirmekle görevliydi. İletişimden sorumlu kişi merkezle ve ekiple sürekli irtibat halinde olarak olay yerinde ki bilgileri merkeze, merkezin komutlarını olay yerine bildirmekten sorumludur. İletişim en önemli konulardan biridir. İletişim yoksa kargaşa başlar. Malzemeci, hastayı kurtaracak malzemeyi müdahale eden kişiye getirir. Enkaz altına veya uçurumun dibine malzeme taşımaktan bahsediyorum. Hastane ortamı gibi bir ortam olmadığından zor ortamlarda sürekli tetikte olman gerekiyordur. Örneğin sel olmuş, dereler taşmış, yol kopmuştur. Bu ortamda malzemeyi götürebilmek herkesin harcı değildir. Kamu malı olan bu malzemeler ucuzda olmadığından onları korumanın önemi bu yüzden kat kat daha önemlidir. Lider bütün bu panik ve kargaşa ortamında ani, hızlı ve doğru karar almak zorundadır. Ekip üyelerinin hepsini iyi tanıyıp, karakter özeliklerine göre olay yerinde onları hızlı yönlendirebilmelidir. Hem ekibinin hem de kazazedenin canından sorumlu kişidir. Ekibine güvenmezsen o vakaya gitmemek can güvenliğin için en doğru karar olacaktır. Hayatta kime güvenip güvenmeyeceğim kararlarını o eğitimlerden sonra almaya başladım. Hayatta bir çok şeye geç başlamış olsam da hızlı yol aldım. Sürekli baskılı ortamlarda büyüdüğümden olsa gerek rahat ortam beni çok sıkardı. Baskı ortamında daha hızlı gelişirsiniz. Bir şeyin yokluğu size varlığının önemini daha iyi öğretiyor. Bir çok askerliğini yapmış erkekten daha fazla askerlik yaptım desem abartmış olmam.  

Bana kimse söylemedi ama ben kendimi iyi bir gözlemci olarak değerlendiriyorum.  Gözlem benim işim. Amatör fotoğrafçılıkla uğraşmam bu yönümü geliştirmede katkısı olduğunu düşünüyorum.  Bu eğitimler beni inanılmaz güçlendirdi. Kendimi ekip içinde en çok güvenlik işinde yetenekli görüyordum.

Tabi bu eğitimleri 10 sene önce aldım. 20’li, 30’lu yaşlarda aldığım bu eğitimlerin 40 yaşında meyvesini yiyorum.  Vücudum artık duraklama dönemine girdi. Günlük 15.000 adımdan sonrası beni zorluyor. Bütün o yaşadıklarım tecrübe olarak yerini aldı.   

İyi niyetli olmak bu hayatta çok önemli bir konu ama sadece  iyi niyetli olmak yetmiyor. Sadece iyi niyet ile afet ortamına girerseniz bir afetzede de siz olur kurtarılmayı bekleyenlerden olursunuz. Tabi sağ kalırsanız.  Eğitim, bilgi, akıl, zeka, çeviklik, tecrübe, gözlem, öngörü, hızlı karar alma, bazen tevekkül … Bu üç nokta kolay kolay bitmez… İyi niyetin yanına bir çok şeyi eklemek zorundasınızdır. 

 Evrene saf iyi düşünceyi mesaj göndererek hayatın düzeleceğini söyleyen salt pozitif zifürütel kaynaklar insanları eksik bilgilendiriyor. Hayat hepimizin kafasına vura vura her şeyi öğretiyor aslında. Hayat sana zorla bir şeyleri öğrettikten sonra eksikliklerini tamamlarsan, bakış açını doğru yöne çevirebilirsen hayatın olumlu bir hale dönüşüyor. Zorluklardan geçmeden hayatın lezzetini çokta anlamıyorsun. 

40’lı yaşlarımın başında artık eskisi gibi sırtımda yükle dağ bayır gezemem, uçurumlardan aşağı iple inemem ama içimde hala dünyayı kurtarmakla ilgili hayaller alev alev yanıyor. Oturduğum yerden dünyayı kurtarmam mümkün mü? Mümkün… Tim liderim ve ekip arkadaşlarıma çok güveniyorum. Ekip içinde ki rolümü de kendim belirliyorum. Kimse karışmıyor üstelik bana.. Hakikat ile batıl mücadelesinde batıl fikirlilerin beyinlerine onlar için yeni hakikat bilgilerini yazmak, onları şaşırtmaktan çok keyif alıyorum. Üstelik bunu 10 parmağımı kullanarak, oturduğum yerden klavye başında yapmak çok kolay.. Birkaç tıkla, birkaç yazı, yorum ve şiirle dünyada ki değişimde bir damla bile etkim olursa ne mutlu bana.

Dünya da ki büyük eksikliklerden bir tanesi de dünyada ki iyilerin sadece iyi olması. İyi olmanın yanında başka bir özellikleri yok!... İdi... Artık bu da değişiyor. Vakit donanımlı iyilerin örgütlenme vakti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınızı Bekliyorum