Görev Beni Çağırıyor... Seni de...

24 Ağustos 2010 Salı

Evrensel sevgide bana yer yokmuş!!!



Sevgi neydi?
Sevgi herşeyden ve herkesten bağımsızdı...
Kimseye aldırış etmeden yoğun duyguları hissetmekti...
Arada ki farkı farketmemekti. Farketsende sevginin bağlayıcılığına inanmaktı. Kendine benzetmeye uğraşmak; senin gibi düşünmesini sağlamak değil, olduğu gibi kabul etmekti. Kendine benzetmek için sağını solunu çektiğinde kırılacağını bilip, çekiştirmeyi aklına bile getirmemekti...
Sevgi özgürlüktü. Özgür hissetmekti.
Sevgi hiçbirşeydi.
Sevgi bir süreçti.
Sevgi doğruluktu. Çelişkilerden arınmışlıktı.
Sevgi aklına ayrılılığı getirmemekti. Hep birlik, dirlik ve selameti düşünmekti...
Sevgi kış gününde yakmayan sıcaklık, yaz gününde hasret duyduğun esintiydi...
Sevgi hayatın omzuna yüklediği yüklerden, sahip olduğun öfkeden daha güçlüydü. Daha güçlü değilse sevgin yeterince büyük değildi.

Bunların hepsi şimdiki benim hayalinde ki sevginin tanımıydı. Hayal işte!!! Hayal kurmaktan kim ölmüş...
Önceki ben için sevginin tanımı çok daha farklıydı... Sevgi her şartta, her koşulda sevdiğinin yanında olmaktı. Seni dövsede, sana sövsede sevmek yeterliydi. Kendi varlığım önemli değildi. Sevdiğimin varlığına kendi varlığımı feda etmekti esas olan. Feda ettiğimde bu değersiz canın bir önemi olacaktı!!! Onun varlığının hayali için bile ölümü göze alabilmekti. Görünmeyen prangalarla sapasağlam bağlı kalmaktı, ondan başka hiçkimse ve hiçbirşeyi düşünmemekti... Sevdiğin uğruna feda edilen can kutsal bir candı...
Kendi varlığına önem vermeyen bir insana kimse önem vermiyor!!! Bunu keşfetmemden sonra ise kendimi bir bok çuvalı! gibi görmekten vazgeçtim. Daha doğrusu başkalarının değersiz gördüğü ben kendimi değerli görmekten vazgeçtim. Bir bok çuvalı olduğumun farkına vardım. Bunu inkar etmedim; yüzleştim kendimle... Kimsenin beni değersiz, boş görmesine tahammül edemezdim. Ben değerliydim!!! Baksana çevremde benden başka benim gibi olan kimse var mı?! Tamam milyarlarca insan var ama benim gibisi yok ki...
 Karşısındaki insanın düşüncelerini, fikirlerini boş olduğunu düşünen insanın kendisinin boş bir insan olduğunu gözlemledim. Sevgiden, saygıdan, düşünceden, ilimden bahsedip sözlerinde sürekli bunları zikreden insanların sözlerine gereğinden daha fazla değer verdiğine, sözlerine verdiği değerin temelinde ise kendilerine verdikleri değerin yattığını gördüm...  Fikirler, düşünceler gelip geçiciydi. Her fikir ve düşünce ise ait olduğu insan tarafından önemli ve kutsal olduğu düşünülür. Her gün değişen fikirler ve düşünceler için kimseyi yadırgamamak gerektiği fikrine ulaştım. Değişime ve değişmeye kapalı, herkesi kendi düşüncesi yönünde düşünmeye zorlayan insanlar bütün bu dünyada ki çatışmaların kaynağıydı.
O bu değilde herkesi evrensel sevgiyle sevdiğini söyleyen sevdiğim adam beni inancımdan dolayı sevemeyeceğini söyledi ya!!!
Bu yürek artık kimi sevsin?
İçime bakıyorum. Karmakarışık... Aslında düzelmeye başladım. Sevdiğim adamın ruh yapısı o kadar karmaşık ve anlaşılmaz ki... Ruhunun girdabına girip alt üst olmak üzereydim ki son anda düşmekten kurtuldum... Onun ruh yapısıyla yaratılmadığım için ne kadar şükretsem azdır... Kendisiyle nasıl baş ediyor bilmiyorum. Onun kendisiyle başedemediği ruhuyla 3 yıl kıran kırana mücadele içindeydim. Bu mücadelem bile takdire değer!!! Bazı insanları anlamak için kafa yormak yersiz... Olduğu gibi kabul edip uzak durmak ruh sağlığı açısından en iyi olanı...
İşin özeti a dostlar Karadenizsever defteride artık kapandı. Daha doğrusu kapatmaya çalışıyorum. Bu defterin sonuna yazacağım son satırlar ise "Hiç oldu gitti"
Aşkın gözümdeki anlamını, aşka yüklediğim anlamları hepsini, herşeyi gözden geçiriyorum.
Kırık kalbimi, aldığım dersleri, yaşanmışlıkları, tasımı, tarağımı, oyuncağımı da alıp bloğuma geri döndüm...

7 yorum:

  1. senin yazıların o kadar derin ki..o kadar ince düşüncelisin ki yazılarına yansıyor bunlar..aileni düşündüğün ve bunları anlattığın yazıların ve sevginden duygularından bahseden yazıların aklıma geldi şu yazını okurken..

    kıymet bilmeyen insanların kıymetbilmezliğine şaşarız bazen..neden diye sorar eksik gedik ararız kendimizde..ama sebep aramamak lazım herşeyde..karşı tarafı yükselttikçe kendine verdiği değer,değer verenin değerinden eksiltiyor gibi algılanıyor..bu da değer verilenin hatası aslında ama olmuyorsa olmuyordur..zorlamaya değmez herşeyi..

    hoşgeldin bloguna:)

    YanıtlaSil
  2. Hoşbulduk... Bu derin, ince düşüncelilik benim sonum olacak!!! Omuzlarımdaki yükün ağırlığını birde görsen sevgili Allımorlu...

    Herkesten birşeyler bulabiliyorken bir kişide herşeyi aramaktan vazgeçtim... İmkansız ve gereksiz bir çaba... Yorumuna cevaben yorumu büyük üstad yapsın...

    Olsun istersin…
    Hatta olsun diye yapılması gerekenden daha da fazla üstelersin.
    Aşktır ; değer verirsin, ödün verirsin, sevgiden de öte saygı gösterirsin, olmayacak kaç şey varsa bir araya bile getirirsin…
    Bakarsın, ne anlattığını anlayabilmiş (?) ne de çözüm için bi’şeyler yapma gayretinde.
    İştir ; sabahlarsın, “olsun” diye ailenden çaldığın zamanı oraya verirsin…
    Dosttur ; hayatta kimseyi dinlemediğin kadar dinler, kendine ayırmadığın onca şeyi “O’na” ayırmaya çalışırsın…
    Sonra olayın içinden kendini çıkartır şöyle karşıdan yaptıklarına bir bakarsın… Bakarsın ki her şey başladığın gibi!
    Olmuyorsa, olmuyordur!
    Gönlün rahat mı?
    Elinden geleni yaptın mı?
    Cidden olmuyorsa zorlamayacaksın…


    Can YÜCEL

    YanıtlaSil
  3. Ya bu deneyim sayesinde edindiğin kazancın faturasını kime keseceksin?
    Unutma ki Haccecan toprak çapalanmadan sulanmadan taşı-toprağı ayrılmadan tohum ekilmiyor.Bizi biz yapan iyi-kötü tüm yaşanmışlıklara şükürler olsun diyelim ve yepyeni bir sayfa açalım gelecek en güzel günlere.Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 10 yıl üstüne o kadar sayfalar, o kadar deneyimler yaşadım ki.. Tekrar başlıyorum yazmaya.. Sevgiyle Can Sufi :)

      Sil
    2. Ve on yılın üstüne şükür bütün her şey için şükür edebiliyorum :))) Benim 10 sonra anladıklarımı sen daha başında söylemişsin..

      Sil
  4. Hoşgeldin,
    gördüğüm kadayırla kendine önem vermeyi öğrenmişsin. evet insan en önce ama ne kadar sevdiği olursa olsun önce kendine önem vermeli , öncelik kendinindir. Özveri çok önemli ve ben çok özveriliyimdir ama kendimide çok severim, ben kendimi seversem sevgiyi o zaman bulurum. düşünmek için iyi bir süre geçirdin, e hadi yeniden başla yazmaya.
    Sevgiler...

    YanıtlaSil

Yorumlarınızı Bekliyorum