
Bugün bir beyefendiye telefon numaramı verdim. Çok sevdiğim bir ablam, "iyi bir insan olduğunu ve tanışmaktan zarar gelmez" dediği için msn adresimi o beyefendiye vermekte çekinmemiştim. Zaten kendini öyle çok sakınan, ha orda erkek varmış, aman telefon numaramı kimse görmesin diye bir kaygım pek yoktur. Oturmasını, kalkmasını, konuşmasını bilene Allah'ın izniyle bir şey olmuyor. (İstisnalar hariç) Şimdiye kadar telefon sapığım hiç olmamıştır mesela. Kime ait olduğunu bilmediğim numaralar mesaj attığında, en geç dördüncü mesajları " özür dilerim bir daha rahatsız etmeyeceğim" olmuştur. Güvenipte telefonumu verdiğimde güvenimin sarsıldığını da hatırlamıyorum.
Neyse telefon numaramı verdiğim beyefendiye geri döneyim. Konuyu dağıttım yine. İki hafta msn de merhaba, nasılsından öteye pek bir şey konuşamadık. Kıyısından köşesinden dini konuları konuştuk, milliyetçi olduğunu açık açık ilan etti ki bir siyasi görüşü olmayan ben için de bu ilan bir negatiflikti. İlk gün fiziki özelliklerinide söyledi ki bu da başka bir negatif durumdu. Chet sohbeti gibi gelir bana fiziki özellikleri saymak. Birde fizikten önce kimyaların uyması gerek diye düşünüyorum. "Nbr" gibi kısaltmalarsa sohbetin uzamayacağı ve sormuş olmak için sorulan sorular gibi gelir. Msn de konuşurken imlâ hataları acayip dikkatimi çeker ve beni rahatsız eder. Konuşurken düzgün ve güzel konuşmak ne kadar önemliyse, yazarak konuşurken imlâ hatalarıda o kadar önemli. Yazı karakterinden kişiliğini anlayamayacağınız için karşı tarafı çözmek için gözle görülebilir tek kanıtınız dili güzel kullanıp kullanmadığıdır. Öznesi, yüklemi olmayan, anlaşılmayan cümleleri kullananlarda güven vermez bana. Anlaşılmazlığın arkasına sığınanlar, anlamaya gerek olmayanlardır. Kendini ifade edimiyorsa, kısa kısa cümleler kuruyorsada işi yaş...
Off ya.. Derdim başka benim. Bu çocuktan hiç bir elektrik almadım. Konuşamıyorum bile onunla.... Konuşmadan önce "kusura bakmazsanız birşey söyleyeceğim, kırılmazsanız bir şey soracağım" diye söze başlıyor. Normalde saygı en büyük dileğim, isteğim ama saygının abartısıda can sıkıyor. Kendimi kırılmaya hazır hassas cam kavanozun içindeki çiçek gibi hissettiriyor böyle olduğu zaman.
Aslında böyle tanışmalar, konuşmalar, telefonlaşmalarda benlik değil. Şimdiye kadar bu tür tanıştırılmalardanda uzak durmuştum. Direkt evlilik niyetiyle olduğu zaman işin ciddiyeti beni korkutuyor. Zorla konuşturuluyoruz da samimiyet hiç yokmuş, resmiyet hakimmiş, sanki bir an önce karar vermem gerekiyormuş gibi hissediyorum. Ya o benden hoşlanırsa, ben ondan hoşlanmazsam? Ya istemeden karşı tarafa zarar verirsem veya ben zarar görürsem? Bunun gibi bir sürü soru iç sesimi harekete geçiriyor.
Bu çocuğun ismi "bakmayan kusur" olsun. Kusur olmayacak şeyleri bile gözüme batıyor. Arada aşk olsaydı bu kusurlar çekici bir hal alacaktı eminim. Adam tokat atsa, okşadı diye mutluluktan havalara uçar insan.
Bu hafta iş benim için çok kötüydü. İki gün üst üste yeni başkandan fırça yedim. Ağrıma, zoruma giden o kadar şey var ki... Herşey anlatılmıyor işte... Haksızlığa dayanamıyorum ben ya.. Öl deseler daha iyi...
Kendimi yakıp atasım var. Sonra küllerimden daha sakin, daha az kafaya takan ve sakin bir yapıda yeni bir beni yapasım var. Mümkün mü?
Bakmayan Kusur'a telefon numaramı verdiğim için şu an çok pişmanım. Beni aramaz inşallah. Kaçtığım şeylerle yüzleşmek zorundamıyım?