17 Ekim 2008 Cuma
Bir boru ile çiş nasıl yaptırılır?
16 Ekim 2008 Perşembe
Her Şıkkı Doğru Olan Soru Sorun Bana....
Büyük Bir Edep ve İncelik Konusu

http://www.fotokritik.com/292257
Dişi ile Erkek Melek Kavgası

Meğer staj için bir kişinin burdan ayrılması gerekiyormuş, burdan hiç biriside ayrılmak istemiyormuş. Oturup konuşturdum, şimdi ortam sütliman.. Beni sevdilerde ondan gitmek istemiyorlar kesin. Zaten beni sevmeyen ölsün. Gerçi kısa boylu melek bana hala Asuman abla diyor ama olsun, beni seviyorda ondan gitmek istemiyor ya, varsın ismimi yanlış söylesin. Ah canlarım bende sizi çok seviyorum. Söylemiyorum ama seviyorum...
İç ses: Sen kendini kandır. Onlar hastaneye giderken yol parası vermek istemediklerinden senin yanında staj yapmak istiyorlar. Garip öğrencilerin yol parası vermeye güçlerimi var?
Daktiloda yazı yazdırıyorum şimdi bunlara. Tak tak sesleri odada yankılanıyor. Sıkılmasınlar diye veya odada dart var. Ona atış yapıyoruz bazen.. O kadar hoş görünüyorlar ki. Hey gidi gençliğim diye iç geçiriyorum içimden.
15 Ekim 2008 Çarşamba
Beyaz Melek ve Hünkar Beğendi...

http://www.fotokritik.com/1348341
Allah'ın Yardım Eli

http://www.fotokritik.com/1325821
Sırtından buram buram ter akan yaz sıcağında serinlemek kolaydı; kirli yakalı, eski, yamalı gömleğinin bir düğmesini daha açabiliyordun veya bir bardak fazla su içip rahatlayabiliyordun. Sıcağa karşı koymak kolaydı tabi. Soğuk öyle değildi işte... Keskin, acı soğuk vücuda değdiğinde insanı titretmeye yetiyordu. Kendisini düşünmüyordu bile... Her akşam sıvasız, kerpiçten evinin kapısından girerken, boynuna atlayıp, "bize ne getirdin baba" diye soran çocuklarındaydı aklı. Kendisi sırtında bir kaç kuruşa yük taşırken üşüdüğünü hissetmiyordu. Narin vücutlu çocuklarının bedenleri soğuktan hastalanmasın diye eve odun- kömür almalıydı. Çocukların okul masraflarını karşılayıp, boğazlarını doyurmak zor geliyorken, bir de kara kışa karşı hazırlık yapmalıydı.... Eve yiyecek ekmek götüremediğinde ise ne çocuklarının ne de eşinin yüzüne bakabiliyordu.
14 Ekim 2008 Salı
Siyah ve beyaz...

Okuma Gözlüğü

http://www.fotokritik.com/184463
Temel, kasabaya inerek gözlükçüye girer ve bir okuma gözlüğü istediğini söyler.
Dükkandaki bütün gözlükleri denediği halde Temel'in hala okuyamadığını gören gözlükçü; "Kuzum! Sen, okuman yazman olduğundan emin misin?!" diye sorunca, Temel şöyle der:
- Ula! Yoksa şart midur?!
13 Ekim 2008 Pazartesi
Haftasonum, Aşı, Karışık Duygular
Sanal Dünyada Kadın

12 Ekim 2008 Pazar
Blog Hareket Günü
“Blog Hareket Günü”ne katılımcı olmak isteyen kullanıcıların öncelikle web sitesi ya da blogunu 15 Ekim tarihine kadar http://blogactionday.org/TR sitesine kayıt ettirmesi gerekiyor.
Detayı buradan öğrenebilirsiniz.
10 Ekim 2008 Cuma
Azmin ve Sevginin Zaferi...

Türkiye Nasıl Kurtulur?

9 Ekim 2008 Perşembe
Aşk Hakkında...

Aşk bir kelebek gibidir, pesinden koştukça hep senden kaçar.. En iyisi bırak uçsun, inan ki hiç beklemediğin bir anda gelip omzuna dokunuverir... Aşk mutlu eder, bazen de üzer ama aşk özeldir, aşkını hak eden birine sunarsan eğer..
Sevgilisi Olanlara;
Aşkın amacı birileri için “mükemmel insan” olmak değildir, seni mükemmelliğe en çok yaklaştıracak insanı bulmaktır..
Sevmediğin birine asla “seni seviyorum” deme.. İçinde olmayan duygulardan varmış gibi sözetme.. Kimsenin hayatına kalbini kırmak için girme.. Sevgi dolu bakan gözlere asla yalan söyleme, çünkü birine verebileceğin en büyük acı, aşık olmadığın birini kendine aşık etmektir...
Seven insan “senin hatan” yerine “özür dilerim” diyendir... “neredesin” yerine “ben buradayım” diyendir.. “nasıl yaparsın” yerine “niye yaptığını anlıyorum” diyendir.. ve aşk “keşke” yerine daima “iyi ki” diyendir...
Kalp yarası siz kanatmaktan vazgeçinceye kadar sürer ve ilacı bu acıya alışmak değil, ondan ders çıkarabilmektir.
Aşka düş ama tökezleme, anla ama bekleme, paylaş ama isteme, yaralan ama asla acıyı içinde büyütme...
Sevdiğinin bir başkasıyla mutlu olduğunu görmekten daha acı bir şey varsa, o da sevdiğinin seninle mutsuz olduğunu görmektir..
Sevdiğinden ayrılınca aşk acı verir, sevdiğin seni terk edince daha da çok acı verir ama en acısı, onu ne kadar sevdiğini bilmesine hiç fırsat vermemektir..
Hayatın en hüzünlü anı, deli gibi sevdiğin insanın buna hiç değmediğini gördüğün andır ve en büyük kaybın onun için harcadığın yıllardır...Senin aşkını şu gün hak etmeyen, bilki 10 sene sonra yine hak etmeyecektir...Bırak, gitsin...
8 Ekim 2008 Çarşamba
Sevsem mi Sevmesem mi?

Elin Değmiş Bu Mektuba...

ABÉLARD VE HÉLOISE
7 Ekim 2008 Salı
Kaybettikten Sonra Değerini Anlamak....

Baba ile Oğul Sabrı Arasında ki Fark

http://www.fotokritik.com/1297721
Halhatırdan, çoluk-çocuktan, havadan-sudan sahbet ettikten sonra oğlu susmuş, ayrılmanın sinyalini vermişti. O anda üzerinde oturdukları sedirin yanındaki pencerenin pervazına bir karga kondu. Yaşlı baba kargaya gülümserek biraz baktıktan sonra oğluna sordu:
Oğlu şaşkın, cevapladı:
Yaşlı baba kargaya biraz daha baktıktan sonra yine sordu:
- Bu ne oğlum?
Oğlu daha da şaşkın, yine cevapladı:
-Baba, o bir karga
Karga hâlâ pervazda, komik hareketlerle başını sağa sola çeviriyor, başını yan yatırıyor, havaya bakıyor, sonra başını yine onlara çeviriyordu. Yaşlı baba üçüncü defa sordu:
-Bu ne?
Oğlunun şaşkınlığı sabırsızlığa dönmüştü:
- O bir karga baba, üç oldu soruyorsun. Beni işitmiyor musun ?!
Yaşlı baba dördüncü defa da sorunca oğlunun sabrı taştı ve sesini yükseltti:
-Baba bunu neden yapıyorsun? Tam dört defadır onun ne olduğunu soruyorsun, sana cevap veriyorum ve sen hâlâ sormaya devam ediyorsun. Sabrımı mı deniyorsun ?!
Babası -yüzünde hâlâ bir gülümseme- yerinden kalktı, içeri odaya gitti ve elinde bir defterle döndü. Bu bir hâtıra defteriydi. Oturdu, sayfalarını karıştırdı ve aradığını buldu.Sevgiyle gülümseye devam edereksayfası açık bir vaziyette defteri oğluna uzattı ve o sayfayı okumasını söyledi:
'Bugün 3 yaşındaki minik yavrumla salondaki sedirde otururken yanıbaşımızdaki pencerenin pervazına bir karga kondu.Oğlum tam 23 defa onun ne olduğunu sordu.23 soruşunda da ona sevgiyle sarılarak,onun bir karga olduğunu söyledim. Rahatsız olmak mı? Hayır! Onun sorusunu masumca tekrar edişi içimi sevgiyle doldurdu...'
6 Ekim 2008 Pazartesi
Kıvırma Sanatı!...




