
26 Eylül 2008 Cuma
Güzellik ve Ben.. Pehhh

25 Eylül 2008 Perşembe
Avea=Kazık

Ensest İlişki...

http://www.fotokritik.com/1225591
İstanbul gece hayatının fotoğraflarını çeken Sayın Şevket ŞAHİNTAŞ' ın çektiği fotoğraflara aşağıdan ulaşabilirsiniz. Bu fotoğraflara empati yaparak, yani o insanların yerine kendini koyarak bakmakta fayda var.
Öpecekse Öpsün

24 Eylül 2008 Çarşamba
Sende Amin de...
23 Eylül 2008 Salı
Atletsiz gezme donarsın....

Yalancımıyım?

22 Eylül 2008 Pazartesi
Kirpiler ve İnsanlar

İncitmeyecek kadar uzak, üşümeyecek kadar yakın...
Yazan: Pembe Candaner
Kaynak : Sabah
Çarli'nin Melekleri

21 Eylül 2008 Pazar
Zor iş zor....

http://www.pozitifstil.com/ImageDetails.aspx?ImageID=20887
-Kadın: Bu öğle arası çalışacağım, eve gelmeyeceğim çocukları sen doyur.
-Adam: Oooo olmaz hanım, başka zaman çalışırsın. Bu iş nereden çıktı böyle.
-Kadın: Mecbur napayım. Ramazan olduğu için ancak vakit bulabildik, bir arkadaşla çalışacağız. Sen çocukları doyur, aç kalmasınlar tamam mı?
-Adam:Ben doyuramam....
-Kadın: Dolapta hazır yemekler var.
-Adam: Öğleden sonra yaparsın işi.
-Kadın: Başka zaman müsait değiliz, en uygun zaman bu öğle arası.
-Adam:Ben doyuramam çocukları.
-Kadın:Dolaptaki yemeklerle doyuramazsan,lokantaya götür, orda karınlarını doyur.
-Adam: Ya zaten sularda yok, ben nasıl abdest alacağım?
-Kadın: Lavabo nun yanında şişelerde su var. Onlardan alıp abdest alırsın.
-Adam: Yaa öylede zor oluyor abdest almak.
-Kadın: Eee ne yapayım başka? O zaman camiye git orda şadırvandan alırsın abdestti.
-Adam: Sularda niye gitti ki böyle?
-Kadın: Hadi ben gidiyorum. Görüşürüz sonra. Çocukların karnını doyurmayı unutma.
-Adam: Yaa, uff, pufff
Bu arada ben bu diyalogun ortasında bir kadına, bir adama bakıyorum. Baba olmak hakkaten zor iş diye düşünüyorum. Öğle arası çalışmak zorunda kalan kadını ise esefle kınıyorum!!! 10 ile 13 yaşında ki iki çocuğun karnını doyurmak gibi zor bir görevi nasıl çocukların babasına bırakabiliyor anlamıyorum!!!
İftar yemeği

http://www.fotono1.com/foto.php?id=40084
20 Eylül 2008 Cumartesi
Bekar kızın anıları

19 Eylül 2008 Cuma
Aile İçi Şiddet

İL SOSYAL HİZMETLER MÜDÜRLÜKLERİ
ALO 183 AİLE, KADIN, ÇOCUK VE ÖZÜRLÜ SOSYAL HİZMET DANIŞMA HATTI
SAĞLIK KURULUŞLARI
POLİS MERKEZLERİ, JANDARMA KARAKOLLARI
CUMHURİYET SAVCILIĞI
BELEDİYELERİN KADIN DANIŞMA MERKEZLERİ
BAROLARIN KADIN DANIŞMA MERKEZLERİ VE ADLİ YARDIM KURULLARI
KADIN SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI
Şiddetin bu kadar göz önünde olduğu bir zamanda nasıl şiddeti önleyeceğimizi merak ediyorum. Hatta şiddetten zevk alındığı bir zamandayız.
Bizi yönetmeleri için seçtiğimiz sayın millet vekillerinin bile sorunları kavgayla hallederek çözmeye çalıştığını görerek büyüyen nesle aidiz biz. Şiddet beynimizin her bir hücresine işlemişken, bize şiddetin yanlış olduğunu söylemeleri ne kadar büyük tezatlık değil mi? Bunları yazarken bile şiddete eğilimli olan insanları dövmek, kollarını ve bacaklarını kırmak, bağırta bağırta canlarını yakmak istiyorum. Bu benim suçum mu? Hayır değil. Şiddeti beynime yerleştirenlerin suçu. Bunları benim düşünmem benim suçum değil fakat şiddeti gerçeğe dönüştürdüğümde bu benim suçum oluyor. Bunu biliyorum...
İnsan cesetlerinin, kavga, tecavüz, adam yaralama, bıçaklama, aldatma haberlerinin eksik olmadığı televizyon ile her türlü sansürsüz sapık görüntülerin, şiddet içeren fotoğrafların bulunduğu internet ortamı ve ne kadar çok insan öldürürsen o kadar çok puan aldığın bilgisayar oyunları var oldukça şiddetin önünü alamayız diye düşünüyorum.
Ölüm biz insanlar için doğal bir olay fakat birbirimizi öldürdüğümüzde normal olmadığını öğretmemiz gerekiyor çocuklarımıza. Masum bir insanı öldürmek, bütün insanları öldürmek kadar günah olduğunu, kalp kırmanın bile Allah'ın affetmeyeceği günahlar arasında olduğunu bilmemiz gerektiği, bilmekle kalmayıp uygulamalıyız, uygulamakla da kalmayıp öğretmemiz gerektiğini öğrenmeliyiz.
Şiddet görüntülerinden, eşi tarafından dayağa maruz kalan kadın ve çocukları görmekten, onlar adına üzülmekten ve elimden bir şey gelmemesinden yoruldum.
Kınıyorum insanlıktan nasibini almamış insanları. Yakanıza yapışmaya devam edecem. Allah hepinizi ıslah etsin....
18 Eylül 2008 Perşembe
Aile İçi Şiddet

Eşinizin size veya çocuklarınıza yada sizinle aynı evde yaşayan akrabalarınıza yönelik;
Sizin aynı evde yaşayan herhangi bir akrabanızın, size ya da evdeki diğer kişilere yönelik;
Evli olmanıza rağmen kendi isteğinizle veya mahkeme kararı ile ayrı evlerde yaşadığınız eşinizin, size yönelik;
Tehdit, baskı ve kontrol içeren, fiziksel, cinsel, ekonomik veya psikolojik zarar görmenize veya acı çekmenize sebep olan her türlü davranışı AİLE İÇİ ŞİDDETTİR.
a) Fiziksel Şiddet
Tokat atmak, tekmelemek, yumruklamak, hırpalamak, kolunu bükmek, boğazını sıkmak, bağlamak, saçını çekmek, kesici veya vurucu aletlerle yaralamak, kezzap veya kaynar suyla yakmak, vücudunda sigara söndürmek, ellerini ayaklarını ezmek, sakat bırakmak, işkence yapmak, sağlıksız koşullarda yaşamaya mecbur bırakmak, sağlık hizmetlerinden yararlanmasına engel olarak bedensel zarar görmesine neden olmak gibi eylemler FİZİKSEL ŞİDDETTİR.
Kadına yönelik fiziksel şiddetin en ağır biçimlerinden biri, töre/namus bahanesiyle kadına uygulanan şiddettir. Kadının giydiği kıyafet, gittiği yer, yabancı kişilerle konuşması, evlilik dışı ilişkisinin olması, evlilik dışı hamile kalması, bakire olmaması, ailenin ya da akrabalarının uygun gördüğü kişi ile evlenmek istememesi, boşanması gibi bahanelerle kadına eşi ya da akrabaları tarafından şiddet uygulanması ya da öldürülmesi TÖRE/NAMUS BAHANESİYLE kadına uygulanan şiddettir. Ne yazık ki, bu suçun işlenmesine eş ya da akrabalar karar verebilmektedir. Töre/namus bahanesiyle kadına uygulanan şiddet yasalarımıza göre suçtur ve cezalandırılmaktadır.
b) Psikolojik Şiddet
Bağırmak, korkutmak, küfür etmek, tehdit etmek, hakaret etmek, ailesiyle akrabalarıyla, komşularıyla, arkadaşlarıyla ya da başkalarıyla görüştürmemek, eve kapatmak, küçük düşürmek, çocuklarından uzaklaştırmak, kıskançlık bahanesiyle sürekli kontrol altında tutmak, başka kadınlarla kıyaslamak, kadının nasıl giyineceği, nereye gideceği, kimlerle görüşeceği konusunda baskı yapmak, kadının kendini geliştirmesine engel olmak gibi eylemler PSİKOLOJİK ŞİDDETTİR.
c) Cinsel Şiddet
Evli olduğu kişi bile olsa kadını istemediği yerde, istemediği zamanda ve istemediği biçimlerde cinsel ilişkiye zorlamak (tecavüz), başkalarıyla cinsel ilişkiye zorlamak, cinsel organlara zarar vermek, çocuk doğurmaya ya da doğurmamaya, kürtaja, enseste (akrabalar arası cinsel taciz ve tecavüz), fuhuşa zorlamak, zorla evlendirmek, telefonla-mektupla ya da sözlü olarak cinsel içerikli rahatsızlık verici davranışlarda bulunmak gibi eylemler CİNSEL ŞİDDETTİR.
d) Ekonomik Şiddet
Para vermemek veya kısıtlı para vermek, ailenin tasarrufları, gelir ve giderleri konusunda bilgi vermemek, kadının mallarını ve diğer gelirlerini elinden almak, çalışmasına izin vermemek, istemediği işte zorla çalıştırmak, çalışıyorsa iş hayatını olumsuz etkileyecek kısıtlamalar getirmek, aileyi ilgilendiren ekonomik konularda kadının fikrini almadan tek başına karar vermek gibi eylemler EKONOMİK ŞİDDETTİR.
Akrep ile Ramazan

17 Eylül 2008 Çarşamba
Can Yücel'den...

16 Eylül 2008 Salı
Kadınları Anlamak

http://www.fotono1.com/foto.php?id=24583
15 Eylül 2008 Pazartesi
Sobelendim...
Merhaba Yeni Gün
Yazıda iç sesimin sevgili bul dediğini yazmışım. Sevgili bulsam sanki tüm sorunlarım çözülecek. Kesinlikle hayır çözülmeyecek biliyorum. Hiç bir zaman bir erkeğin gölgesine sığınma ihtiyacı hissetmedim. Kendimi bildim bileli her yükün altından tek başıma kalkıyorum, kendim kalktığım gibi başkalarınıda kaldırıyorum. Hayatımda başka bir erkek olsa oda sorunlarıyla ve sıkıntılarıyla hayatıma girecek ve onun yükünün altına da girmek zorunda kalacağım. Ben o kadar güçlü değilim. Belkide bu yüzden yalnızlığı seviyorum.
Hayatınızda her zaman akıl danıştığınız, güçlü, iradeli, her sorununuzu anlattabiliğiniz bir dostunuz var mı? Vardır illa ki... İşte o dost olabilecek insanlardan bir tanesiyim. Kendimi bildim bileli hep dert dinledim, akıl verdim. Artık omuzlarım bu kadar yükü kaldırmıyor sanırım ve saçmalıyorum. Bu yazıyıda okursanız, o güçlü gördüğünüz dostunuzun derdini de siz dinleyin. Anlatmak istemeyecektir. Suskunluğundan dertlerini anlayın.
İki bilgisayar ve ben yazısını silmeyi düşündüm ama vazgeçtim. ilerde ne düşünmüşüm, ne hissetmişim diye arşivimde yerini alsın. O yazıya çok takmayın. Gerçek ben orda ki değil, burdaki...
Elveda dün, merhaba yeni gün
Yeni getirdiğin umutlarla, hayallerle, sıkıntılarla, üzüntülerle..... Merhaba.....
12 Eylül 2008 Cuma
İki bilgisayar ve ben

Su Kaynağı
Aslında bu pek de zor bir şey değildi. Yavrucak halının üzerinde 'çay seti' oyuncağıyla oynarken
baba da koltuğunda gazetesini okuyor, ara sıra da bebeğinin kendisine çay seti oyuncağının minik plastik fincanlarıyla ikram ettiği suları çay niyetine içerek oyuna iştirak ediyordu.
'Uzanabildiği tek su kaynağının klozet olduğunu biliyorsun, değil mi?'
'Babalar en son duyar' boşuna söylenmemiştir. :)
11 Eylül 2008 Perşembe
Anne-Baba Farkı
8 Eylül 2008 Pazartesi
Pucca
Çok şükür bugün blogunu kurtarmış. Aramıza döndü, ama yorumları kaldırmış. (sen işini bilirsin pucca)Bunada sevindim.
Pucca arkandayım, senin gibi bir yaşamım yok, hayatlarımız çok farklı, senin gibi hayata bakmıyorum, senin gibi düşünmüyorum ama seni seviyorum ve anlıyorum. Sevgisizlik en büyük illettir.
Pucca'yı okuyanlar ve sevenler yorumlarını buraya yazabilirler.
6 Eylül 2008 Cumartesi
Zevk ve Kültür

http://www.pozitifstil.com/ImageDetails.aspx?imageId=21773
Bir milyarderin ağzından yaşam...
İshak ALATON
5 Eylül 2008 Cuma
Acil Cevap Bekliyorum
4 Eylül 2008 Perşembe
Feryalden alıntı
3 Eylül 2008 Çarşamba
Kadınlar Ne İster... Sobeledim...
Güzel ve iyi yaptığım işlerimde ve davranışlarımda takdir edilmeyi isteme hakkıma saygı
Hayatıma sözleriyle ve eleştirileriyle müdahale etmek yerine; varlığıyla, bedeniyle, ruhuyla müdahale edecek, yürekli, dürüst, içi dışı bir olan insanların olmasını isteme hakkıma saygı
Kabuğuma çekilme hakkıma saygı
Ruhumda yaşadığım fırtınalarda acı çekiyorken, can yaktığımda affedilmeyi isteyebilme hakkıma saygı (Yarama basmadan kimsenin canını da yakmam)
Kendi kararımı kendi alma isteğime saygı
Bana söylenen kırıcı söze ve yapılan yanlış harekete, aynı şekilde cevap verme isteğime saygı
Selam verip gülümsediğimde, selamımın alınıp, bir tebessüm bekleme isteğime saygı
Kadın olmak çok zor. Gün içerisinde kırk farklı ruh halini yaşayabiliyorsunuz. Bu ruh fırtınalarının içinde ise yalnızsınızdır ve sizi kimse anlamaz. Siz sorunları kafanıza takıp üzülüyorken, karşınızda ki erkeğin rahat tavırlarına ise katlanmak zorundasınızdır. Sorununuzu anlatmaya başladığınızda ise önemsemeyen yüz ifadesiyle dinlenmiş olduğunuzdan, derdinizi paylaşma rahatına kavuşamamışsınızdır, ayrıca yapılan tavsiye ise “boşver takma” nasihatidir. Ben çok istiyorumya böyle takılıp kalmayı!! Dinlenildiğimi ve anlaşıldığımı bilmek bana yeterde artar bile. Kendi fırtınamın üstesinden kendim gelirim ben. :)
2 Eylül 2008 Salı
Kahır da Lütuf da hoş..

1 Eylül 2008 Pazartesi
5 Hayat Dersi
