Görev Beni Çağırıyor... Seni de...

25 Kasım 2010 Perşembe

Bir Ateistle sohbetler...

Yanılmışım Tanrı Varmış

Likya yolu yürüyüşünden önce aşağıda ki gönderdiğim mail hakkında Karadeniz'le yaptığımız diyaloğu olduğu gibi yayınlıyorum.
Karadeniz'e gönderdiğim e-posta:

Hiçbir şey yoktu, yalnız Sen vardın.
Hiçbir şey yoktu, aşkın vardı.
Aşkını izhâr ettin, yarattın bizi.
Vahdaniyetinin tecellîsiyle bütün kalplere bir katre aşk iksiri serptin.
Ehadiyetinin tecellisiyle bütün kalpler Sana âşık…
Bildim, seven sendin beni!..
Bütün varlıklarda yansıyan güneş gibi,
sevgisiyle saran Sendin beni…
Annemin merhamet yüklü sesi,
yüreğini yüreğimin üstüne koyan dostun merhabası,
başımı okşayan Peygamber eli,
hâtırasıyla hüznümü alan sevgilinin sohbeti…
bildim hep Sendendi.
Sevdin, sonra kopmaz bir zincirle kendine çektin.
Zincirin her bir halkası, Senden tecellîlerdi.
Aşkına âşık olduğum Mecnûn “Sen”din.
Aynalarda seyrettiğim Yûsuf, “Sen”!..
Sonsuz siyah güller,
lâcivert akşamların iğde kokusu,
hüzün yüklü sonbahar,
yağmurun toprağa dokunuşu,
bir gül renginde eriyen akşamlar,
Dost'un yüzü, sevdiğim ne varsa, hep “Sen”dendi.
Sevgili, en Sevgili!..
Sûretlerden geçerek, Sana erdir beni!..
Merhametinle arındır, kalbimi!..
AMİN
“Tecellî, tecellî edeni gösterir.” ( Hazret-i Mevlânâ)

Karadeniz:
Buna derler Paganizm :))) Doğaya taparlık. Eski inançlar yeni olanın yetersizliklerini nasıl örtü olarak kullanıp kendilerini su üstüne taşıyor :) Güzel örnek :)

Haccecan:
İçimizde yaşadığımız bu muhteşem düzen tesadüf olamaz...
Eski olsun yeni olsun herşey mutlak bir gücü işaret ediyor. İnsanlar Mutlak gücü dile getirirken bildikleri kadarı ile ifade etme gereği duyuyor. Bunu yaparken eski inançların söylemlerini kullanmasının ne mahsuru var? Siz bildiğinizi bildiğiniz gibi yapabilirsiniz, ama insanların bildiklerini küçümseyip; birde sonlarına gülücük attığınız zaman... İşte o zaman kızıyorum. Hemde çok.. Sen kimsin ki be adam.. Kimsin?
Bir zamanlar Allah'ı aramak için çok gayret ettiğinizi biliyorum. Sınırları çok çok çok geniş olan bu kainatta, kainatı oluşturan her zerrede, belkide bir kadına duyduğun aşkta. Her şeyde aradın. Bulamadın. Bulamadığın için yok deyip çıktın işin içinden. Bulamamayı kendine yakıştıramadın belkide?
Kibirin dolanmış boynuna, boğuluyorsun haberin yok!
"Tanımlamaya çalıştığın arazi gözün gördüğünden çok geniş olduğu için her adımda yeni ufuklar çıkıyor karşına ve şaşırıyorsun. Bu doğaldır. Birgün beni tüm sınırlarımla tanıdığın zaman bana karşı merağın bitecektir!" (Karadeniz)
Belkide cevap yukardaki satırlarda gizlidir. O nu buldun, tanıdın ve merağın bitti.
Bir zamanlar Ateist olan birisinin yanıldığını itiraf ettiği kitabı var yanda ki linkte. "Yanılmışım Tanrı Varmış" 
 
Karadeniz:
Hımm. Dur bakıyım şu inançları bir ayıralım...
Teist: Dini inanç sahibi. Bu tür için Tanrı vardır ve kendi inancına göre bir peygambere inanır ve dini kuralları aynen hayatına tatbik eder. Tanrı vardır der. Ve dinin gönderdiğini kabul eder.
Dualist: Tanrı inancı vardır. Ancak peygamber ve din inancı yoktur. Ona göre evreni yaratan bir güç vardır. Ve biz bu güce Tanrı deriz. Ancak, bu gücün dinler ve peygamberler ile hiç bir ilintisi yoktur.
Agnostikler:Bunlar için Tanrının varlığını ya da yokluğunu ispat edemeyiz. Doğru olan onun hala bilinemez bir kavram olarak orta yerde durması ve birçok argümana konu olması. Onun için sukûnetle bu konunun aydınlanmasını beklemeliyiz. Tüm inançlara kuşku ile yaklaşır ve iman belirtisi yoktur.
Ateistler: Bunlar için Tanrı yoktur. Bir varoluş ortamında yaşamaktayız ve evren hakkında bilgilerimiz sınırlıdır. Varoluşu açıklamak için bilimsel çalışma esastır. Bilimin izah etmediği herşeye kuşku duyulmalıdır. Dinler safsatadan ibarettir.
Şimdi yukarda ana hatları ile sınıfladığımız iman seviyelerinin bir de kendi aralarında sınıfları vardır ki bundan sonra şahsın araştırma konusu olup, ev ödevi tamamen isteğe bağlıdır.
"Yanılmışım Tanrı Varmış" kitabının yazarına ait olmadığına, uydurma bir kitap olduğuna dair yazı var yanda ki linkte. Antony Flew
 
Karadeniz:
Hayırlı ramazanlar arkadaş. Ne oldu? Ne için cevap yazdın?  :(((

Haccecan:
"Ne için yazdın?" dediniz ama sanırım "Niçin yazmadın?" diye sormak iste(me!)diniz.
Düşünüyorum...
Düşünüyorum...
O yüzden yazmadım...
Dünden kalan cevap hakkımıda kullanmak istiyorum....
Karadeniz bir sudur. Suya neden böyle demek yerine olduğu gibi kabul etmek gerek. Su girdiği kaba göre şekil alır. Susuz hayat olmaz. Suyun can aldığı da olur. Suyun doğasıdır bu. Ya değirmen olup sudan faydalanırsın, ya da fırtınada suda boğulursun. Fırtınada boğarkende can çekiştirmekten haz alır.
Şimdi kafamda bir fırtına oluşturup beni boğmak niyetiniz farkındayım. Ancak sizinle mücadele etmem imkansız. "Onlar kafes kuşudur oğlum" diyen babanız konumundayım şu an. Haklı olduğumu bilsemde siz haksız olduğumu söylediğiniz için susmak zorundayım. Haklılığımı zaman gösterecek.
Yukarda ki yazdığım satırlara cevaben "Haklı olmak gibi bir çabam yok!" diye yazacaksınız muhtemelen. Benimde haklı olmak gibi bir çabam yok. O yüzden de susuyorum. Bu satırlardan sonrada "Kaçıyorsun" diyeceksiniz. Evet kaçıyorummmmmmmmmmmmm ne olacak.?
Bazı bilgilerin %100 doğruluğundan nasıl emin olabiliyorsunuz bilmiyorum. Ben körü körüne şu doğrudur diye savunamıyorum. Bilmediklerim içinde doğru şu diyemem. Benim gönderdiğim kaynaklara da yalan diyen başka kaynakları ortaya çıkartıyorsunuz. Onların yalan olmadığını nereden bilebiliriz?

1 yorum:

  1. diyalogların hepsinde bir üste çıkma durumu mu var..burdaki diyalogda bilimsel verilere daha fazla sahip olan taraf,bilinmeyenin varlıksal büyüklüğünü varsayımsal olarak hesap edememekten yola çıkarak mı bilimsel verilerin egale edildiğini düşünüyor?bence seninle olan tüm diyaloglarında bir muhalefet durumu var:))daha fazlası değil..sana özel bir duruş bu..

    keşfedilememeyi dilemek,keşfetmeye çalışana sağ gösterip sol vurmak,sanrılar yaşatmak olabilir mi amaç?

    keşfedilememeyi istemek,hayat son bulana kadar bir koşturmacanın koşan tarafı olmak..bunlar için yapılıyor olamaz mı bunlar?

    bizde böyle süreçler yaşadık,yaşamaya devam ediyor,kaçıyoruz kovalıyoruz,yaşıyoruz yuvarlana yuvarlana:)

    haccecan bunu sil e mi:))

    YanıtlaSil

Yorumlarınızı Bekliyorum